Suskunluğun Âlimi | Taha'nın Yeri


Suskunluğun Âlimi


Anlamsız bir sessizlik düştü bahçeme. Oturmuş öylesine hayattan koparken fırtına gibi girdi aniden davetkârsız bir şekilde. Nedensin dedirtemedi bile bana. Tutmuştu sanki dilimin kemiğini. Anlamsız yolcukların doruklarındayken nereden çıkageldin sen suskunluğun âlimi?

Bu güzel yazının devamını konumuzun içinde bulabilirsiniz…

 

Bilinmezlikler denklemlerimi kurmaya çabalarken bir anda bıraktım aklımın kalemini. Kalakaldım öylesine. Sanki boşlukta asılı duran bir ceset gibi. Ne düşündüm ne hareket edebildim. Tek yapabildiğim sadece izlemek oldu kendimi. Anlatmaya çabaladıkça, teker teker işledi ruhumun bedenine suskunluğun alimi. Öyle bir işleyişti ki bu hiç alışagelinmemiş bir acı ama aynı zamanda da hiç tadılmamış bir arzu. İliklerime kadar titretirken ruhumu acısıyla bir yandan da ellerimi tutuyordu destek verircesine. Ötesine geçebilsem belki acılarını dindirirdi ama o kadar vazgeçilmezdi ki. Pişmanlık kederine itse de beni ruhumun bedeninden ayırmaya yetemezdi hiç bir sorgu sualim. Anlamsız yolculukların doruklarındayken nereden çıkageldin suskunluğun âlimi?

İsteğim senden ayrı kalmak değil, bu ani gelişinin sebebini öğrenmek. Sensizliğin ötesine geçebilmek tek arzum. Seni ince ince işleyip kemerlerime yok olup gittiğinde dahi bende ki sen ile yaşayabilmek gayem. Ama gel gör ki nice saatlerdir oturup dursan da bahçemde, bırak seni keşfetmeyi dokunamadım bile nefsine. Aç! Demekle açılmaz hiçbir kapı, bilirim. Ol demekle olmadığında anladım bu olguyu sen gelmezden evvel. Lakin istedikten sonra sabırla birlikte oldurmasını da bildim. Tıpkı yüreğini bana açacağını bildiğim gibi. Çağırılmadan gelip, gösterip o güzel suretini alıkoymamı bekleme sakın benden. Anlamsız yolculukların doruklarındayken nereden çıkageldin sen suskunluğun âlimi?

Kendimi kalabalıklara salmış eriyip giderken aniden dikiliverdin çehremde. Afalladım önce. Hiç bir kelam etmeden seyrine doymaya çalıştım önce. Ancak seyre daldıkça seni daha da çektin beni. Düşünüyorum da ne kadar güzelmiş suskunluğun âlimi. Yapıla gelenlere hep karşı çıkmaktı niyetim. Asla dedim asla! Asla susup, yok etmeyeceğim sesimi. Her zaman var olan gücümle duyacaklar sesimi. Ama gördüm ki; sen geldiğinden beri en hakikatler suskunluktaymış. Nicelerdir yanlış lütfetsem de kendimi hala bir yolum olduğunu görebildim. Yalnız sende ki bu çekingenlik niye? Kapımı araladığın gibi aralasan ya kapını bana. Sen gibi değilim, davetkarsız değilim. Beklerim davetini elbet ama şu anlamsız yolculuklarımın doruklarındayken nereden çıkageldin suskunluğun âlimi?

Kendimi bildim bileli hep hayaller kurardım. Zihnim erdikçe büyüklüğe gerçeklerle harmanlamaya başladım. Her gecemde sessiz sedasız hayal ederim gerçeklerimle birlikte. Baktım çıkar yolu yok. Kapar gözlerimi uykunun dünyasına varırım. Çünkü içime o anda sinen karamsarlığın lekesini ancak bu şekilde çıkarırım. Eğer ki kalkıp her geceme bir tek değil binlerce sığdırmış olsam işte o zaman hayal olurdu en gerçekler bile. Tam yolculuğuma hazırlanmışım sen giriverdin içeri aniden. Biliyorsun zaten gerisi. Ne demeye anlatıyorum sana bilmem ki. Ey suskunluğun âlimi! Neden çektirirsin bana bunca çileyi. Neden esirgersin yoldaşlığını. Sana ömür sunuyorum bu bahçemde hiç gitme şu aralık bıraktığın kapıdan ama söyle bana anlamsız yolculukların doruklarındayken nereden çıkageldin suskunluğun âlimi?

Sabır şu zamanlardan daha evvel girdi yüreğime. Ama sonradan anladım ki herkesin yüreğinde bir sabır var. Meğer kimi çömezmiş kimi bilgin. Benim sabrımın rütbesi nedir çözemedim halen. Bazen çömez biriyken bilgine dönüşüveriyor aniden. Sanırım ki sana bilgin olanı eşlik edecek. Çünkü bu denli suskunluğa bu suskunluk hayra alamet değil. Çoktan defetmem gerekirdi seni ama bak hala karşımdasın bahar çiçekleri kadar genç, çınar ağacı gibi yaşlı. Hiçbir ses vermeden duruyorsun öylece. Ama merakın düştü yüreğime. Söyle artık bana anlamsız yolculuklarımdayken nereden çıkageldin sen suskunluğun âlimi?

Sustuğuna göre var bir bildiğin. Göremedim tam olarak ama hissediyorum sanki. Yoksa senin niyetin hamlığımı olgunluğa mı eriştirmek? Öyle ise şayet neden göstermezsin ki yüreğini apaçık bana? Kapatır durursun neden? Yoksa derin suskunluğunda yok olacağımdan mı korkarsın? Şayet öyle ise korkma! Şu andan itibaren bunu da göze aldım artık. Senin merakın düştü ya gönlüme senden sonra gelen hiçbir şey renk vermez şu bahçeme. Niyetinde yok gitmeye ama kalacak gibide durmuyorsun. Hamlığım hep yegâne kalacaktır bilesin bunu. Daha öncede zikrettiğim gibi bu ise niyetin, kapımı kapatmam gerek. Kara düşünceler doluşmasın içeri. Sen de bir yer seç kendine ömrümün bahçesinin en sessiz yerinden. Endişelenme sessizliğimde huzur bulursun elbet. Sahi suallere boğuşurken misafirperverliğimden geçiverdim. Ömrümün topraklarına hoş geldin suskunluğun âlimi.

Gizem GÜVENÇ
02.09.2009

 

Yazı için sevgili arkadaşım Gizem Güvenç’e teşekkürlerimi sunarım…

Bookmark and Share


“Suskunluğun Âlimi” Yazısı İçin 2 Yorum

  1. (: İlginç bir süpriz oldu.. Bende teşekkür ederim canım.

  2. Afiyet olsun :)

Yorum Yap