Yazın Ayrılık
Hepimizin hayatına dair başından geçenler olmuştur.Bunlar aşk meşk iyi kötü herşey olabilir.Sizlerle Yazın Ayrılık yazısını paylaşacağım.
Yarınlara bağışladık umutlarımızı, bugüne hiç bir şey kalmadı. Geçmişe kalabalık yalnızlıklarımızı ekledik, takvim yaprakları hayallerimizi boşa çıkardı. Sevinçlerde yarımdı hüzünlerde… Yokluğun varlığına hiç alışamadık. Başka yollar vardı yürüdüğümüz başka ufuklar. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsiz gelmişti duygularımız. Oysa şimdi şarkılarda birbirinin aynıydı, bizimkisi farklı sandık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık…..
Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhtesem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık. Onlar seraplara vurgundu, bir gün belki dediler ama duymadık. Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız denizi hep mavi sandık. Renklerin hiç biriyle rakip görmedik sevdamızı, ona yaşamın tüm anlamlarını yükleyen bir çift gözle sakınarak baktık.
Teslim olmayı güçsüzlüki gururu zafer saydık. Haklıydık belki aksini anlatacak kimse karşımıza çıkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımız, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık. Mutluluk oyunlarıla avunmak zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık varmıydı hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık.
Kanıtlanmış formullerle denetik aşkın varlığını sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık. Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! mutlak yazılan çizilen kavramların doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilerle inancımızı çaldı. Her şeye rağmen bir enstümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayalerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri, her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabiliridi el ele… Ama denemedik… Sevdiğim kadar yakınsın sanıyordum sevdiğine, ruhuna ama dönüş yoktur sonların başlangıcına. Yeni yolculuklar için biletin varsa hala… Başka bir yerde… Başka bir zamanda… Belki yeniden… Aslında ilk kez… Kimbilir…
M.Çoşkundeniz
Yazının orjinali BURADA




ayrılık acısı
terk edenin bir gün döneceği umudu taşınır. En ufak şeylerden anlamlar çıkarılmaya çalışılır. Her güne dönecek beklentisi ile başlanır ve dönmediğini gördükçe bu umut gittikçe azalır. Bunun yanı sıra çekilen bu acının bir an önce bitmesi beklenir.
Kimi zamanda onun size geri dönmesini isteme ve onun bu isteğini reddederek ondan intikam alma planları yapılır.
Yaşam durmuştur sanki! Hiçbir şeyin anlamı kalmamıştır. Birlikte iken paylaşılan şeyler tekrar tekrar hatırlanır. Her yer dar gelmeye başlar, hiçbir şeye konsantre olamaz, kendini sıkışmış hisseder ve yerinde duramazsın. Çevrende hiç kimseyi görmek istemezsin. Onların sorularından adeta kaçar hale gelirsin. Onunla olan ortak arkadaşlarla zaman geçirmek ve onlardan bilgi almak için uğraşırsın. Acaba hala seni düşünüp düşünmediğini öğrenmek istersin. Çünkü unutulmak yok olmak gibi hissedilmesine sebep olur. Sürekli onu arayarak, kendini hatırlatmak ve unutmamasını sağlamak için adeta çaba gösterilir.
İçe kapanmanın ve yalnız kalmanın yaşandığı süreçten sonra tekrar insanlarla birlikte olma ve onlarla paylaşma dönemi başlar. Sadece ondan bahsetmek ve adeta tekrar onunla yaşanan anları yaşatma fırsatı oluşturulur.
Onunla karşılaşıldığında ne kadar perişan olduğunu gösterip, seni bu hale getirenin o olduğunu ima ederek onun vicdan azabı çekmesi için uğraşılır. Bazen de onsuz ne kadar mutlu olduğunu göstermeye çalışırsın. Onu hala unutmamaktan dolayı zaman zaman kendine kızgınlıklar duyulur. Gelgitler yaşanır ve ne yapacağına karar verememek yorar.
Güzel bir yazı olmuş.
Dedikleriniz çok doğru,insan zaman zaman böyle evrelerden geçiyor malesef.
Bunlara göğüs germesinide öğreniyor insan.
Yorumunuz için ayrıca teşekkürler Ayla hanım.