Menü

Gezi Notları

 Kafa dinlemek ve yıllık izni kullanmak için çıktığım yolculuğu ve yolculuk notlarımı sizinle paylaşma istiyorum. Buralara gidecek varsa tavsiyelerime kulak kabartsın. Alanya'dan çıktığım yolculuğun ilk durağı Antalya oldu. Antalyadan hemen Korkuteli yoluna bağlandım ve Denizli – Aydın istikametinden Kuşadası'na vardım. Aslında ilk durağım Kuşadası oldu. İlk geceyi burada konaklayarak geçirdim. Gittiğim ve gideceğim yerlerde konaklama işini yolda giderken Booking.com'dan baktığım ve beğendiğim pansiyonlarda yaptım. 

screenshot_2

Kuşadası'nda Akman Apart Hotel'de konakladım. Temiz ve merkezde olan bir otel. Sabah kahvaltısı vardı. Fiyatlarıda uygun tavsiye ederim. Kuşadası hareketli ve canlıydı. Çarşıları alışveriş merkezleri ve yeme içme olayları hoşuma gitti. Sahilde kordon boyunda yürüyüş insanı dinlendiriyordu.

Kuşadası'ndan sonra Çeşme'ye geçtim. Daha önceki senelerde buralardan geçmiştim fakat hep teğet geçmiştim hiç içine girmemiştim. Burada Faik Hotel'de kaldım. Yine Çeşme merkezde tam göbekte şirin bir hotel. Çatı katında kahvaltınızı yaparken eşsiz Çeşme manzarasınıda izleme fırsatı veriyor. Çeşme beklediğim gibi biyer çıkmadı. Yada ben beklentileri karşılayacak yerine gitmedim. Merkezde doğru düzgün bir sahil göremedim. Sanırım milletin gidip eğlendiği eller havaya yaptığı yerler koylarında bulunuyor. Ama merkezin çarşısı,dükkanları,sahil boyu hoşuma gitti. Sahil boyu gezinti ve manzarası bende hayranlık uyandırdı. Kilometre olarak nekadar bilmiyorum ama arabayla 5 dakikalık mesafede olan Alaçatı herzaman benim favori mekanlarımdan birisi olmuştur. Ertesi gün Alaçatı'ya gezmeye gittim. Herzamanki gibi kalabalık,hareketli,neşeli ve canlıydı. Önceden varmıydı bilmiyorum ama dar sokakların birinde Söğüşçü açılmış. Kelle söğüş sevenler mutlaka denesinler.

Çeşmeden ayrıldığımda rotamı Efes Antik Kentine çevirdim. Daha önce 5-10dk içine girip gezmiştim ama şimdi daha detaylı bir gezinti yaptım. Ve nekadar büyük olduğunu anladım. İnanılmaz bir kültür mirası gerçekten. Efes'ten ayrıldıktan sonra buraya çok yaın olan Şirince'ye uğramadan edemedim. Şirince adı gibi şirin bir köy gerçekten. Yine burdada beni bir insan kalabalığı karşıladı. Gezilecek pek fazla yeri yok ama doğayla başbaşa evlerin arasında yaptığınız yürüyüş size iyi gelecektir. urada karnımı doyurduktan sonra ver elini Ayvalık. Ayvalık hakkında düşüncelerimi birkaç satır sonra paylaşacağım. Ayvalık merkezde kalmadığımı direk Sarımsaklı'ya geçtiğimi belirteyim. Burada Yade Apart Pansiyon'da konakladım. Eh işte burası için ve gece kalmak için ideal biyer. Kahvaltısı yoktu. Sarımsaklı'ya seneler önce gelmiştim. Tabi ozamandan buzamana değişen çok şey var. Restaurantlar,mağazalar,işportacılar vs. bir curcuna vardı. Mevsime ve zaman göre yinede hareketli ve kalabalıktı. Zaten Sarımsaklı merkezde gezilecek bi çarşı yok. Sahil boyu kısa bir gezinti yetiyor size. Ama Şeytan Sofrası mevkiine gidip gün batımını muhakkak izleyin. Ben daha önce bu aktiviteyi yaptığımdan birdaha yapmadım ve günümü Ayvalık'ta geçirdim. Gelelim Ayvalık mevzusuna. Bana göre büyük bir şehir olmuş. Şehirde bile okadar trafik ve insan yoktur. Bi başınadan bir başına arabayla gitmek gerçekten zulüm. Araba park yeri bulma sorunuda cabası. Gideceğim iki adımlık yol ama durkalk yapa yapa kaç dakikada gittim Allah bilir. Hele o insan bolluğu ve kalabalığı akıllara ziyan. Kısacası bana göre Ayvalık merkez dinlenmek ve huzur bulmak için uygun biryer değil. Bu keşmekeşten çıkıp kendimi hemen Cunda Adasına attım. Özellikle buraya geldiğinizde Taş Kahve'de dibek kahve içmeyi ihmal etmeyin.

Cunda'da kahvemi içip kendime geldikten sonra yola revan oldum. Yeni rotam Eceabat oldu. Eceabat Çanakkale'ye bağlı. Çanakkale'ye geldim sahilde vapur iskelesini buldum ve arabalı vapurla boğazın karşı kıyısındaki Eceabat'a geçtim. Buralarda sizi inanılmaz bir rüzgar karşılayacak. Dİkkat edin uçmayın 🙂 Eceabat sessiz sakin minik biryer. Kabatepe sahili muhteşem. Deniz suyu sıcaklığı insanı canlandırıyor diriltiyor. Burada konaklama işi akrabalarımızda oldu. 

Eceabat serüveni bitti ve artık dönüş yoluna geçmiş bulunduk. Yine arabalı vapurla Çanakkale'ye geçtim ve yola koyuldum. Çanakkale'de gezme fırsatım olmadı. Direk Bursa yoluna bağlandım. Bursa'ya vardığımda Ulu Cami yakınında Asmin Hotel'de kaldım. Şehrin göbeğinde uygun fiyatlı ve temiz bir mekan. Bulunduğum yer buram buram tarih kokan biryer. Ufak çaplı bir gezinti yetmedi bana. Anca okadar yapabildim. Tadı damağımda kaldı diyebilirim.

Burdaki misafirliğimi tamamlayıp Eskişehir , Türkiyenin Kültür Başkenti yani emleketime geldim. Özlediğimi farkettim. Yakın zamanda gelmemiştim. Burda konaklamadım,yemek vs falan derken kendimi yeniden yolda buldum. Afyon üzerinden Isparta'ya bağlanıp Alanya'ya sağsalim geldim.

Yeme içme olaylarına fazla girmedim. Nerde ne yenir pek araştırıp gitmedim açıkçası. Canım ne istediyse onu bulup ilk gördüğüm yerde yedim. Ama yol güzergahında İzmir çıkışı paralı otobanda Köfteci Yusuf favorimdi. Hizmet,lezzet kalite herşey on numara. Fiyatlarada şaşıracak acaba hesabı az mı aldınız bir yanlışlık yok dimi diye soracaksınız. İnsan o konuma geliyor neredeyse.

Bu güzergahlarda çektiğim footoğrafları yakaladığım anları ilerleyen günlerde gezi notları 2 yada fotoğrafları konusu altında paylaşacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.